SÖZ ile LÂF arasında dağlar kadar fark var. O kadar ki; farkı bilen ve anlayan, boş ve anlamsız konuşamaz, yazamaz. Düşünür, sorgular, ölçer, biçer, araştırır, gözlem yapar… Bilinçli ve sorumlu her insanın yapması gereken de budur. Söz ile lâf farkını bilerek konuşmak ve yaşamak.

Yoksa dangıl dungul konuşur geçeriz. Neyi niçin söylediğimizin bile farkında olmayız. Bırakın başkasına, kendimize verdiğimiz sözü bile unutur yerine getirmeyiz. Çünkü ağızdan çıkan söz değil, lâf olmuştur. Söz ağızdan bir kere çıkar ve hedefini bulur. Lâf ise ortaya saçılır gider, sahibi yoktur.

Ağzından çıkanı kulağın duysun” ifadesi, SÖZ ile LÂF arasındaki önemli farka dikkat çeker. Eğer ağızdan çıkan her sözcüğü kulak gerçekten duysa, insanın tüm Hayatı değişmeye başlar. Kendini tanıma, nefsini terbiye etme ve değişmenin en etkili yolu da budur. “Sağduyu”, “Can Kulağı”yla dinlemenin karşılığıdır.

İster içimizde sessiz, ister dışımızdan sesli, isterse yazarak konuşalım; ağızdan çıkan her sözcüğü dört kulak da duyar, tabii eğer dikkat edersek. Duyunca ne yaparız?

Söylediğimizin SÖZLÂF mı olduğunu ayırt etmeye başlarız. Ayırt edince ne olur? Neler olmaz ki… Neler olacağını yaşamayı size bırakıyorum. Mucizeler kapısıdır, yaşayıp görmek gerek. “Söyleyene değil, söyletene bak” denilen yerdir burası.

Söz nedir lâf nedir bunu ifade etmeye çalışalım biraz.

SÖZ; ÖZ’den gelen, Evren yasalarını hatırlatan, her AN anlamını muhafaza eden bilgi parçacığıdır. Sorumluluk bilinciyle söylenir, doğruluk ve bilgi değeri taşır. Söz üstüne söz söylenmez, çünkü sözün BİR sahibi olur. Söz unutulmaz, bir yerlere taşınmaz, sadece paylaşılır. Paylaşıldıkça çoğalmaz, yine BİR olarak kalır. Söz acıtabilir, çünkü hakikattir. Yanlış anlaşılsa da, Özü aynı kalır.

Söz, samimiyet ve ciddiyet taşır. Durup dururken değil, yerinde ve zamanında söylenir. Gerektiği için, gerektiği kadar, gereken kişiye söylenir. Az ve Öz olur, uzatılmaz. Sözün iması olmaz, açık ve net olur. Bu nedenle söz söylemek bir sanattır.

LÂF, içi boş ceviz gibidir. Lâf olarak kullanılan kelime sözde ve görünüşte aynıdır, ama Özü yok, içi boştur. Bu nedenle “lâfa karnımız tok”, “lâfla peynir gemisi yürümez”, “boş lâf konuşma” denir. Lâf ve gaf birliktedir.

Lâf olarak kullanılan kelimenin içi boş olduğu için, her kullanan kendi anlayışına göre içini doldurur ya da boşaltır. Bu nedenle evelenir, gevelenir, esnetilir, yuvarlanıp durur. Dedikodunun temel malzemesidir lâf. Sözün dedikodusu yapılamaz.

Söz ve lâf arasındaki kritik nokta, söyleyenin ne söylediğini bilmesidir. Kullanılan kelimenin içeriği, anlamı ve tanımının bilincinde olunmasıdır.

İnsan sözle yaşar, çünkü söz yaşanır. Lâf yaşanmaz, boş vaattir aldatır. Aldanmamak için söz ve lâfı ayırt etmeyi öğrenmek gerek…

Yalçın Kireççi / 3 Mayıs 2016

Söylediğin Söz Mü, Laf Mı ?